Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Bizim mahallenin yolu yoktu, yolada gerek yoktu. Ne oyuncak kamyonum nede küreğim oldu. Evin avlusunda ellerim kürek ayakkabılarım kamyondu.. Babam memur annnem ev hanımıydı.. Akşam yerde yemek yenir babam sarma ciğarasını içerdi. Siyahın kahverengiye çaldığı gözlerim vardı,
Evet böyleydi işte cocukluğummm Yan bahçedede komşunun kızı… Bana düşler gibi gözlerin var derdi Ama ben ne düşleri gördüm nede maviliği. Belliki ona da biri söylemişti veya televizyon göstermişti.. Gittiğim en uzak yer bakkal efendiydi. Annem şeker ister babam tütün söylerdi. Bakkal emmide deftere yazmaz para isterdi. Bir akşam babam çağırdı yanına: Süzdü beni bir kaç dakika Artık boyun benden uzun oldu, hayat yük oldu dedi… Varoşlarda bir çocukluk ömür yedik, Bu arada bakkal emminin kızını sevdik.Sevmeyi sevilmeyi kendimiz öğrendik Çocuktuk ama hiç ağlayamıyorduk..Birgün mahallemize bir kamyon geldi dediler :Kalbim yerinden oynuyordu Gördüm onları tepedeydiler.. Bir nefeste koştum yanlarına Ben sordum onlara amca bu kamyon kaç para? Bakkal emminin evi nerde? dedi onlar bana.Elimle işaret ettim işte orda! Kamyona bindik koyulduk yola..Bakkal emmi karşıladı bizi ara sokakta..Eşyalar hazır, hadi atalım dedi bağıra bağıra.Koştum hemen bakkal emminin yanına, Elinde küçükçük bir bohçaaa..ne varsa artık.gözlerime bakarak ağlıyordu…kahverengi, siyah gözlerime..O ağlıyordu Anne biz kalalım burda….Çok sonra duydum Bakkal emmi şehirden ev almış, Kızını da okula yazdırmış, Arabaları bile varmış.. Sevdiğim kamyon ..geldi sevdiğimi aldı..Ne kamyonları sevdim ondan sonra Nede adını bilmediğim kızları…
Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız! Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar; Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii Ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler. Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler! Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek; Ben 'Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım ' Der. Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. 'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin . Gerisi hep kumdur.
Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır.